Hesabınız yok mu?
Uye Girisi
BİR “UYANIŞ”IN ARDINDAN… IŞIN KARACA….
Ahmet Kamil Taşkın tarafından yazıldı.    Pazartesi, 28 Aralık 2009 17:06    PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 

IŞIN KARACASezen Aksu’nun sahnesinde vokalleriyle ve enerjisiyle dikkat çeken Işın Karaca’yla tanışıklığımız, 2001 tarihli albümü “Anadilim Aşk” sayesinde oldu. “Tutunamadım” ve “Başka Bahar” şarkılarıyla hemen sahiplendiğimiz Karaca, ardından “İçinde Aşk Var” ve “Başka” albümlerini yayınladı. Şimdiyse kendini ve müziğini yenilediği 4. albümü “Uyanış”la bir kez daha hayatımızda. Albümün ortaya çıkışı, Işın Karaca’nın şu andaki müzik sektörüne bakışı, şikâyetleri, sevinçleri, yeni filmi, mevcut projeleri ile dolu bir röportaj sizi bekliyor…

 

Günümüz müzik piyasasına bakışınla başlayalım mı?

 

Müzik dünyasını bir pasta olarak görürsek pastanın küçüldüğünü söyleyebilirim. Önceden aynı pasta vardı ve düşen dilim sayısı değişiyordu. İşlerin çok iyiye gitmediğini düşünüyorum.

4 albüm çıkarmış olmama beni bu durumun dışında tutmuyor. Hala benzer endişeleri taşıyorum.

 

Şu andaki “müzik” anlayışı nedir peki?

 

Müziğin bedava olduğu, neyi bildiğin değil kimi tanıdığının önemli olduğu bir dönemdeyiz. Herkes iyi mi değil, herkes kötü mü o da değil. Türkiye bence o kadar arada kaldı ki. Biz oynatan düm tek müzikleri seviyoruz ve bu değişmeyecek sanırım. Ancak ben bunu değiştirmek için çalışanlardan biriyim. Bu şartlar altında aralara girip ben de bunu yapıyorum diyorum aslında. Bu albümde “benim inadım inat, ben bu müziği direttim” diye direttim.

 

Uyanış” albümü yeni bir dönemin başlangıcı mı yoksa sadece bir nabız yoklaması mı?

 

Tüm yaptığım albümlere genel olarak baktığın zaman, yaptığım müziğin daha da geliştirilmişi var bu albümde. R&B ise gerçek R&B, funk ise gerçek funk, disco ise 80’lere sadık kalarak yapılan bi disco. Ancak biz bunu çok sevmiyormuşuz galiba.

 

“Biz” dediğin kim?

 

İnsanlar yani dinleyiciler. Türkiye’nin her yerine gidiyorum ve insanlar diyor ki “Işın hanım müziğinize bayılıyoruz” e bayılıyorsun ama nerdesin o zaman? Yazılan felsefeyi de anlıyorsun madem neden bu kadar sevdiğin bir albümü almıyorsun o zaman. Enteresan bir durum yani. Beni sevmeleri ne güzel ama gerisinde bir sorun var. Ciddi bir savaş içindeyiz. Ben ve başka birkaç kişi. Bir şey yapmak için mücadele ediyoruz. Ama şunu unutuyoruz ki Türkiye dünyaya yeni yeni pencerelerini açıyor. Ortada MTV takip eden, rock müzik seven hatta konser seyretmek için Avrupa’ya giden bir gençlik var. Biz onlara hiç hitap etmiyoruz sanırım.

 

IŞIN KARACASen bu albümü kime yaptın o zaman? Eski ve yeni Işın dinleyicisi mi var?

 

Yo ayrılmadı tarz da değişmedi. Sadece tavır değişikliği var. Hep aynı albümleri yapsam insanlar dinlemez diyeceğim ama galiba dinlerler buna da inandım artık. Her yaz aynı şarkılar çıkıp dinleniyorsa beni de dinlerler.

 

Bazı albümler için “erken yapıldı değeri sonra anlaşılır” denir. Senin albümün bu kategoriye mi giriyor?

 

Sezen Aksu bana “Hoşgörü”yü yeniden söylediğimde “çok doğru bir zamanda yapıyorsun bu şarkıyı” demişti. O 1976’da söylemiş ben 2005’te. Yani bu tartışmalar hep olacak. Biz Türk halkı olmak üzere oynamayı seviyoruz. Ben de öyleyim. Bi yere gidince bi yerden sonra Türkçe pop çalıyorsa ben de kalkıp oynarım. Popüler müzik ,popüler kültürün anlatımıdır. Bizim kültürümüz buysa durum fena.

 

Bu insanlar “Türk Popu” yapıyorsa sen ne yapıyorsun?

 

 

Kültür seviyesi yüksek olan; sanata, yaşama, yaşananların gerçekliğine inanan insanlara hitap ediyorum. Hedefim bu değildi. Yani ben albüm yaparken hedef belirlemiyorum. “Büyük bi star olayım, çok para kazanıyorum” demiyorum. Ben bi şeyler yaparken bi çok şeyden de ödün veriyorum. Yani sanatçı gibi yaşamıyorum.

 

IŞIN KARACA“Sanatçı gibi yaşamak” ne demek?

 

Ben de bunu çok sorguladım. Ben de sabah kalkıyorum, kahvaltı ediyorum, gazetemi okuyorum, televizyon izliyorum, işlerimi hallediyorum. Gece konserim varsa işe giden insanlar gibi ona hazırlık yapıyorum. Yani normal bi hayatım var.  Bi gece kulübüne gittiğimde localarda oturmam, ortada deli gibi dans eden grubun içindeyimdir. Çünkü normali budur.

 

Bu albümün tavrı senin bundan sonraki işlerine de yansıyacak mı?

 

Aslında ben bi “tavır” yapayım diye işe başlamıyorum. O anda içimden onlar akıyordu ve müziğime yansıdı. Ben albümümü hala çok beğenerek dinliyorum. Sazıyla sözüyle sounduyla gerçek Işın Karaca var. Kendini anlatabilmek ve kendi şarkılarını yazabilmek bir şarkıcının en büyük lüksüymüş. Bana hala dışarıdan şarkı geliyor ve hala dinliyorum ama şarkı yazmanın matematiğini çözünce de “iyi kötü kendi çocuğum olsun” diyorsun.

 

Peki, emeğinin karşılığını ne kadar alabiliyorsun?

 

Amerika’da dijital olarak şarkı indirme olayı çözülmüş. Bir sistem var ve sanatçı parasını kazanıyor. Bizde böyle bişey yok. Bir albüm için o kadar emek harcıyorum ve bedava müzik indirilince hepsi havada kalıyor,. Emeklerimiz nerde diye bakıyoruz sağa sola. Bu çekilen sıkıntılar bu kadar değersizse ben bakkal açayım. Bir sanatçının rahat olabilmesi için maddi kısmı düşünmemeli. Her gün herkes kadar ekmek savaşındayız. Bir isim olmak da bişey değiştirmiyor. Ekonomik krizde ilk etkilenen sektör eğlence sektörü. Zengin daha zengin, orta direk yok ve fakir de gerçekten çok fakir. Hal böyleyken insanların kalkıp albüm almasını bekleyemem. İnsanlar çocuğunun okul parasını düşünüyor. Madem hal böyle yurtdışında bu iş nasıl çözüldüyse bizde de çözülmeli. Bide bir kişiye ceza kesmek de yetmez, bikaç kişi lazım ki anlaşılsın durum.

 

İlk albümün “Anadilim Aşk”ı yaptığında durum neydi?

 

İlk albümü yaptığımda korsan CD en yüksek noktadaydı. Daha mp3 indirme yoktu. 2001’den 2009’a geldiğimiz noktaya bak. Satış grafikleri o kadar komik ki. Benim arkamda zengin birileri de yok. Ben yaptığım müziğin iyisini yapmak, şarkıların en iyisini söylemek istiyorum. Her albümden sonra ekip yataklara düşer çünkü sonuna kadar ne yapabiliriz diye düşünmekten psikolojimiz bozuluyor. Ben hiç “lay lay lom” diye albüm yapmadım. Hele bu kez şarkıları da yazdım daha da zor oldu bu süreç.

 

IŞIN KARACABu süreç ne kadar sürdü?

 

Yaklaşık 10 ay kadar sürdü. Başta bikaç tane şarkı yapmıştım ve aralara koyarız diye düşündüm. Sonra baktım ki bunlar benim gerçek duygularım ve bunlardan daha çok olmalı dedim. Başta albüm çok daha başkaydı. Aldığımız şarkıları geri verdik.  Sezen bana” böyle şarkı söyleyebilen bir kadın kendi şarkılarını yazabilmeli” demişti. Bu cümle basit gibi görünse de Sezen Aksu kitabında bunun anlamı derindir. Bu şu demektir: “Kalk ve kendin için bişeyler yap. Bunun içinde daha iyi bir insan ol, daha çok oku, daha çok gez, daha çok görüp anla. Bunları daha iyi anlat yani hayata karış. Ben de şu sıralar hayata karışıyorum. Elimde teyp, kalem, kağıt. Yazıp, çizip, söylüyorum. Mesela şimdi de, oynadığım filmin müziklerini yapacağım. Bu konuda yeterli görülmüşüm ki bu teklif geldi ne güzel.

 

Madem öyle, oynadığın filmden bahsedelim biraz.

 

Filmin ismi “Gelecekten Bir Gün”. Kıvanç Şendündar’ın çektiği filmde Rasim Öztekin, Hande Subaşı gibi isimler oynuyor. Çok ağır bir rolüm yok filmde. Hafif kafadan çatlak bir karakteri canlandırıyorum. Çok keyfili bir film olduğunu söyleyebilirim. Ben filmlerde oynamaktan da keyif alıyorum. İnandığım projelerde olmayı seviyorum.

 

IŞIN KARACASinemada kiminle oynamak istersin?

 

En çok Haluk bilginer’l2 oynamak isterim. Bir de Emre Kınay. Hem yakın arkadaşım hem de oyuncu koçumdur. Ayrıca tiyatroda da oynamak isterim. Hele de müzikal olursa harika olur. İki kişilik bir müzikal oynamak istiyorum ancak bütçeyle ilgili ciddi sorunlar var. Bir yabancı oyun bulduk ancak ön ödeme 100 bin dolar, satılan biletlerin yüzde 30u gibi bir liste var. Dışarıda bu sistem var ama bizde bunu karşılayan kimse yok. 70’lerde müzikaller varmış şimdi o da yok, geriye gidiyoruz.

 

Hep kötü şeyler mi oluyor peki etrafımızda?

 

Bana sorarsan kötüye gidiyoruz. Evde oturup arkadaşlarımızla msn sohbeti yapıyoruz, ne haber ne yapıyorsun falan. Oysa biz gençken mutlaka buluşurduk, ille para harcamak gerekmezdi bi yere çöker konuşurduk saatlerce. Dostluklar tamamen sanal oldu. Komşuluk zaten yok. Plastik yaşantılar var. Haliyle şarkılarında derin olmasına gerek kalmadı. “Sen beni sev ben seni” deyip geçilebiliyor.

 

Bundan sonraki projeler neler?

 

Bu albümün şarkıları kliplenecek bi kere parça parça. Artı yıllardır söylemek istediğim, kıskandığım şarkılar vardır. Onları bir albüm haline getirebilirim. Mesela Zuhal Olcay’ın “Oyuncu” albümünü yapmış olmayı çok isterdim. “Mecbursun” ve “Büyü De Gel” şarkılarını severim. Belki yeni yıl sürprizi yapabilirim. Böyle güzel sürprizlerden yanayım, savaşmaya devam ediyoruz yani. Bu albümü belki sadece “limited edition” olarak basarız.

 

                                                                                                             AHMET KAMİL TAŞKINAhmet Kamil TAŞKIN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Aralık 2009 21:20 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile